file:///C:/Users/90530/Downloads/google3748ff7ffb926725.html
top of page

Boş Tekne..



Bugün size biraz yargılardan, başarı şansınızı arttıracak bazı ilkelerden bahsetmek istiyorum.



Özellikle olmak istediğimiz kişi olmak için, katettiğimiz yolculukta nasıl yol almayı seçtiğimizle ilgili. Eğer paylaşacağım bilgilerle ilgili düşünür, ve uygularsanız, stres, boşa harcadığınız zaman, çatışma, hoş olmayan durum yaşama ihtimaliniz ortadan kalkacak desem.


Bazı atasözleri var hani;


İki düşün, bir söyle.


Dereyi görmeden, paçayı sıvama.


Her şey göründüğü gibi olsaydı eline aldığın suyun rengi mavi olurdu.


İspanyolca bir atasözü de der ki;


Marangozlukta iki kere ölç, bir kere kes.


Her hangi bir durum yaşadığınızda, bu duruma bağlanmakla,kendi haline bırakmak arasında bir seçim yapmanız gerektiğinde kendinize şu soruyu sormanız güzel olur.


Hayattaki amacımız pozitif fark yaratmak mı yoksa ,ne kadar haklı veya akıllı olduğumuzu kanıtlamak mı olmalı,ben ilkini düşünenlerdenim J


Şiddetsiz iletişimin yazarı Marshall Rosenberg’inde dediği gibi ‘’Haklı çıkmak mı ,yoksa hayatı daha güzel kılmak mı? Hangi oyunu oynamayı tercih edersiniz? ’’


Pozitif fark yaratmak ne demek? Olumlu,proaktif,eylemde,hal ve tavırda,sözde,duyguda o duruma en muhteşem olasılıkla yaklaşabilmek diye düşünüyorum, siz nedersiniz?


Aslında bu durumu bir Budist felsefesine ait bir tavsiye olan güzel bir hikayem var sizinle paylaşmak istediğim. Bir kitapta okumuş ve hayatıma almam gerektiğini düşündüğüm prensiplere eklemiştim.


Hikaye şöyle;


Genç bir çiftçi,teknesiyle nehirde akıntıya karşı kürek çekerken kan ter içinde kalmış,Yetiştirdiği meyveleri köye götürüyormuş,Hava çok sıcakmış ve bir an evvel köye teslimatını yapıp,hava kararmadan,evine dönmek istiyormuş. Birden ileriye baktığında kendisine doğru yaklaşan bir tekne olduğunu farketmiş. Yolundan çekilmek için deli gibi hızla kürek çekmiş ama bir işe yaramamamış.Ve sonunda tekne ona gelip çarpmış.


Yönünü değiştir,bana çarpacaksın,görmüyormusun ,Gerizekalı diye bağırmış çiftçi,Bu koca nehirde gelip benim tekneme çarpmayı nasıl başardın? Beceriksiz herif diye öfkeli bir şekilde bağırıp ,tekneye bakarken,teknede kimsenin olmadığını farketmiş.Halatından kopan ,akıntıya kapılan boş bir tekneye bağırıyormuş.




Dümeni başka birinin tuttuğunu düşünün o zaman tavrımız nasılda değişiyor, yargımızın tamamen gerçek dışı olduğu ile yüzleştiğimizde sanki o deli gibi kızan öfkelenen biz birden bambaşka bir duyguya bürünüyoruz.


Teknenin burada ki gibi boş olduğunu gördüğümüzde tamamen sakin davranırız. Çünkü suçlayacak, kızacak bir günah keçisi yoktur ortada… Böyle durumlarda kaldığınız oldu mu hiç? Benim çok oldu…


Böyle bir durum geldiğinde genelde şansa, kadere, atıfta bulunuruz bilirsiniz…


Bu hikayeden çıkartılacak ders şu; O tekne her zaman boştur aslında, boş bir teknenin bize bilerek çarpmadığı gibi, bazı insanlarında günümüzü kafa sineması oynatmamıza neden olan, öfke, kızgınlık,stres gibi olumsuz duygular yaratan boş tavırlarının niyeti aslında bize çarpmak değildir. İhtiyaçlarının altında bambaşka şeyler var.


Örneğin, ekipçe bir toplantıya katıldınız, tüm üst düzey yöneticilerin olduğu bir toplantı, genel müdür önce yöneticinize rakam sordu, yöneticiniz beklenilen cevabı veremedi, Genel müdür odadan , ben gelince cevabın hazır olsun diyerek çıktı, diğer yöneticiler , hemen ona ekibinin olduğu bu ortamda ,hesap yaparak yardımcı oldular, çünkü çok heyecanlıydı, stres yaptığı her halinden belliydi. Sonra gen müdür geldi ve tek tek ekiptekilere sorumlu oldukları rakamları sordu. Herkes cevap verdi, sadece bir segmentin hedef gerçekleşmesini çantasını aşağıda unutan bir ekip arkadaşı söyleyemedi, gerçek durumuda ifade etti. Toplantı sonrasında çok öfkelendi ve ekibinin başarısızlığını şikayet etti, sizi ve ekip arkadaşlarınızı tavırlarıyla rahatsız etti. Herkesten akıllı olduğunu düşünüyor böyle hissettirdi. İşte size boş tekne.


Otobanda sol şeritte olması gereken hızda gidiyorsunuz, km’lerce arkadan uzun kısa sellektör yaparak sizi taciz eden bir sürücü, oysa bunu yolda her gün yapıyor, size özel bir durum değil. Huyu böyle, Boş tekne.


Başvuru formunda bir yazım hatası yaptınız, kredi tahsis departmanındaki çalışan, sizi değil sadece formu görüyor. Boş tekne.


İnsan kaynakları gelip bana herşeyi dürüstçe anlatabilirsin, ben senin yanındayım diyordu,

oysa dürüstlüğün seni cezalandırmıştı. Boş tekne…


Eski yöneticin performans görüşmelerinde sana olumsuz hiçbir şey söylemiyor,aksine teşekkür ediyordu, o gittikten sonra yöneticilik için üst yönetimle görüştüğünde arkandan performansı çok düşüktü dediklerini öğrendin. Boş tekne.




Böyle sürüp gider…Hepsinin aslında kendileri açısından korktukları, kaygılandıkları,ihtiyaç alanları var. Konu sen değilsin, ama sen onlara aynasın aslında, onlarda sana…


Kitapta okuduğum bir çalışmada bahsettiği gibi Liderlik eğitimlerinde şu soruyu sorduğunu anlatıyor Eğitmen yazar, diyor ki katılımcılara, kendini çok kötü hissettiğin, seni kızdıran, öfkelendiren birini düşünmeni istiyorum. Sende düşün lütfen. Bu kişiyi gözünde canlandırabiliyor musun?


Katılımcılar yüzlerini ekşitiyor, yada çehreleri hemen bozuluyor, üzerine eğitmen şunu soruyor, bende sana souyorum hazır mısın? Peki şu an bu düşündüğün kişinin uykusu senin yüzünden kaçıyor mu? Ne dersin? Hayır dediğini duyar gibiyim, o zaman bu cezayı veren kim? Alan kim?


Çok etkilenmiştim. Kapıya sadece çarptığın için kızıyorsun, onun özelliği kapı olması, bu özellikleri yüzünden kızıyorsan, birine sadece bu özellikleri yüzünden kızmanın ,kapıya kızmandan farkı yoktur..


Bilgiçlik taslamak, ahlaki üstünlük taslamak, şikayet etmek, bu davranışların hepsi yıkıcıdır. Birinin yaptığı küçük bir hatayı herkesin içinde düzeltmek, öğretmek değildir, sana söylemiştim diyerek orda gelişim sağlayamazsınız, aksine oluşan yara kanamaya devam eder...


İnsanların kendimiz gibi davranmalarını sağlamaya çalışmak, kötü alışkanlıklarını düzeltmeye, tedavi etmeye kendi tavır ve davranışlarını önererek yola çıkmak işe yaramaz. Üstleriniz hakkında başkalarına yakınmak, onların daha iyi bir yönetici olmasını sağlamaz.


Tepki gösterdiğimizde,


başkalarını aşağıladığımızda, küçük düşürdüğümüzde, doğru olan bu, sen hatalısın, yanlışsın dediğimizde karşımızda ki kişinin gelişimine pozitif katkı sunamayız, kendimizede öyle.


Bir deney yapılmış, sinema izlerken patlamış mısır yemeyi seven bir grubu ikiye ayırmışlar, deneklerin bilgileri dışında bir kısmına taze bir kısmına bayat mısırlar verilmiş, ikiye ayırdıkları gruptan birine sürekli yedikleri el dışındaki elleriyle mısırları yemeleri istenmiş.


Sürekli aynı elle yiyen denekler mısırların hepsini yemiş, bayat olduğunu bile anlamamış, ama diğer grup deneklerde çoğu diğer elle yedikleri için mısırların bayat olduğunu farketmiş ve yememiş.


Hayatımızda gerçekleştireceğimiz ve bizi sonuca götürecek kararlar almak,

varolan kararları değiştirmenin mümkün olduğu bu deneyle ortaya koyulmuş aslında.


Duygularımız düşüncelerimize ,düşüncelerimiz duygularımıza hükmeder ve sonuçta eylem gerçekleşir.


Kararlarımızın bir çoğunu duygularımızla aldığımızı düşünürseniz, duygularınızla düşünceleriniz arasındaki farkın ne olduğunun, ve bu durumu yönetmenin ne kadar önemli olduğunu bilirseniz, aldığınız kararlar ve eylemlerinizde o ölçüde değişir ve gelişir..


Ya sizce ?




Hepinize kucak dolusu sevgiler…

Coach Özerel

10 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page